Domates Tava


Domates Tava

Türk kültürü, gelenekleri ve görenekleriyle bence dünyanın en mükemmel kültür mirasından bir tanesidir. Bizi birbirimize bağlar, saygıyı, sevgiyi, hogörüyü ve yardımlaşmayı özünde barındırır. Derin bir kültürün içinde yetişen her insanda görebileceğiniz o zengin karakter özellikleriniö bu topraklarda yetişmiş her insanda da görürsünüz. Bu yazımda, bu kültür içinde öğrendiğimiz bir konudan bahsetmek istiyorum: saygı.

Küçüklükten bu yana çok sık duyduğumuz bir laf vardır bizde “Küçüklere sevgi, büyüklere saygı”. Yediden yetmişe hepimiz bu lafı şimdiye kadar en az bir kez duymuşuzdur ve şimdiye kadar kimsenin de buna karşı çıktığını görmedin. Fakat, bence bu söz eksik bir mesaj veriyor ! Öyle ki, bizler küçüklere sevgimizi çok güzel gösteriyoruz ama onlara aynı zamanda saygı da duymamız gerektiğini unutuyoruz.

Yaşı küçük olduğu için çocuğunuz tabi ki sizden daha tecrübesiz olabilir. Ve hatta, belli bir yaşa kadar sizin bildiğiniz şeyler, onların bildiklerinden çok daha fazla bile olabilir. Ama her şeyden önce, 10 yaşındaki bir çocuk da olsa, 50 yaşında kocaman bir adam da olsa çocuklarınız da düşünen, kendi fikirleri olan bir bireydir. Ve her biri gösterdiğiniz sevgi kadar, saygınızı da haketmelidir.

Bence, her anne baba çocuklarının fikirlerini dinleme, onların sözünü kesmeme, kendi fikirlerini çocuklarıyla tartışabilme konusunda kendini eğitmelidir. Eğitmelidir, diyorum çünkü etrafımdaki birçok Türk ebeveynin bunu bilmediğini farkediyorum ben. Bu öyle bir raddede ki, çocuğuna küçükken saygı göstermeyi öğrenmeyen ebeveynler, çocuk büyüyüp yetişkin olduklarında da aynı alışkanlıklrınıa sürdürüyorlar. Çocuklarının artık bir yetişkin olduğunu, artık gerçekten de fikirleri için saygı bekledklerini unutuyorlar. Anne babaların saygısızlığı küçükleri çok etklemez belki sonuçta akılları çok ermiyor ve insanlar küçükken genelde birçok şeyi kabulleniyorlar ideal olanın ne olduğunu bilmediklerinden. Fakat anne babalar aynı saygısızlığa, çocukları büyüdüklerinde de devam ettklerinden, işin rengi biraz değişyor. Kırgınlıklar, anne babaya olan saygıda azalma, daha lierde azalan ziyaretler ve daha niceleri…

Bizim güzel kültürümüzün içinden gelen güzel bir atasözümüz vardır: Ne ekersen onu biçersin, diye. Ben demiyorum ki çocuğunuz hayırsızsa sebebi sizsiniz; ama bazen de hatayı kendimizde aramak da lazım bence.Malzemeler:

  • 1.5 kg kuşbaşı kuzu eti
  • 1.5 kg domates
  • 1 baş sarımsak
  • 2 tane orta boy soğan
  • 2 adet büyük boy yeşil biber
  • 2 adet büyük boy patates
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • Tuz
  • Karabiber
  • 3 su bardağı et suyu

Eti bir tencereye alıp, kısık ateşte suyunu salmasını sağlayın. Sonra 3 sıcak su bardağı su ekleyerek yarım saat kadar haşlayın.

Domateslerin kabuklarını soyup, küp küp doğrayın ve bir kenara alın. Haşlanan etinizi de ocaktan indirin.

Artık yemeği oluşturabiliriz. Geniş bir borcam ya da fırın tepsisine soğan, sarımsak, patates ve biberi küçük küçük doğrayın.

Domates Tava

Etin suyunu süzüp, bunu da üzerine ekleyin. Salça, sıvıyağ ve baharatları da ekleyip fotoğraftaki gibi karıştırın.

Domates Tava

Tepsinin dibine bu karışımı serip üzerine domatesi yayın.

Domates Tava

En üste de 3 su bardağı et suyunu üzerine gezdirdikten sonra 240 dereceye ısıtılmış fırında yaklaşık 40 dakika pişirin. Her zaman olduğu gibi pişme süresi fırından fırına değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla domatesler kızarıncaya kadar pişmesi gerektiğini unutmayın.

Afiyet olsun,

dilşat

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s