Közlenmiş Kırmızı Biber Çorbası


IMG_2194

‘Haydi!’ dedim bugün artık kendime. Tembellik yok! Yazacaksın bir kalem. Neler yazmadım bu tembellik aylarımda. Kadınların iş gücündeki yeri üstüne yazdım, içinde hep kadınların olduğu Türkçe, İngilizce hikayeler yazdım… Bazıları hüzünlü, bazıları komikti… Bazen kadın oldum o hikayelerde, bazen erkek. Hepsine bir parçamı verdim ve yazdım hikayelerini. Sonra dostlarıma okuttum bazılarını. Beğendiler, beğenmediler… Ama epey yazdım sevgili okurum. Ve fakat, tarif yazmayı biraz aksattım.

Epey şey de değişti aslında mutfağımda. Bir ay oldu, şekeri bıraktım mesela. Öyle zayıflamak için falan değil! Allah hiçbirimizi diyet yapmak zorunda bırakmasın. 😉 Ve fakat, yedikçe yiyesi geliyor insanın tatlıyı, şekeri. Bir şey varsa bildiğim: insan alışkanlıklarına dikkat etmeli. Dedim bu devran böyle geçmez, ben en iyisi araya bir mesafe koyayım canım tatlıyla. Velhasıl vedalaştık. Hal böyle olunca, kuru meyveydi, yulaf ezmesiydi, keten tohumuydu, çia tohumuydu bayağı bir malzeme girdi mutfağıma. Kimi yararlı protein sağlıyor vücuduma, ama çoğu kan şekerimi dengeliyor layıkıyla.

Bir instagram hesabı açtığımdan bahsetmiş miydim? Her gittiğim mekanda, ne yiyorsam paylaşıyorum orda sizinle. Bazen malzemeleri de sayıyorum belki size bir fikir verir diye. Bazen anlamazsam yediğim şeyin malzemelerini, garsonlara soruyorum. Blog yazarıyım ben, bunun içinde ne var diye. Gururla bahsediyorum blogumdan, sizlerden. Kolay değil, bir düşüş anımın eseri bu blog. Bir düşüşün, ve sonra yine bir yükselişin…

Şekeri terkettiğim gibi terkettim hayatımdaki bazı insanları. İnsan bazen çekip gitmeyi de bilmeli sevgili okurum. Yanlış anlama, hepsi şeker gibi insanlardı. Ve fakat, bazı tür şekerler de uzun vadede insana zarar verir, biliyorsun sen! 😉

Hani iki dost uzun yıllar sonra karşılaşınca, hayatlarında ne var ne yok anlatmak isterler ya… Öyle paylaşmak istedim ben de seninle ne var ne yok hayatımda. Özlediğimin ispatı olsun bu sana. Şimdi ben çorbamı yapayım, sen bak bakalım tarifime…

Malzemeler:

  • 5 adet büyük boy fırınlanmış kırmızı biber (Aşağıdaki notlara bakınız)
  • Yarım kahve fincanı zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak
  • 2 adet orta boy havuç
  • 1 adet orta boy soğan
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 çay bardağı süt
  • 7 çay bardağı sıcak su (et suyu varsa daha güzel olur)
  • Tuz
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • Üzeri için: Kurutulmuş fesleğen

IMG_2191

Sarımsağı ve soğanı yemekli doğrayın. Havuçların kabuklarını soyup, küp küp doğrayın. Bu üçünü tencereye alıp, yağda kavurun. Renkeri dönünce 2 yemek kaşığı unu koyup unun kokusu çıkıncaya kadar yine kavurun. Sonra iki su bardağı soğuk sütü ekleyin. Bu şekilde kremanızı elde etmiş oldunuz.

Bir kaba kozlenmiş biberlerinizi iri iri doğrayın.

IMG_2190

IMG_2192

Bu karışıma közlenmiş biberleri ekleyin. 7 çay bardağı sıcak suyu ekleyin ve karıştırın. Tuz ve karabiber ayarını yapıp, ocağı kısık ateşe alın ve havuçlar yumuşayıncaya kadar pişirin. Yaklaşık yarım saat…

IMG_2193

El blendırıyla çorbayı pürüssüz hale getirip servis edin. Servis ederken, üzerine fesleğen kurusu ekleyebilirsiniz.

Afiyet olsun,

dilşat

Notlar:

  1. Biberlerinizi iyice yıkadıktan sonra, 200 dereceye ısıtılmış fırında (420 Fahrenayt), 30 dakika fırınlayın. Şu link size bir fikir verecektir.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s